Muhammed Maliki

Giriş

Seyyid Muhammed bin Alevi el-Maliki hafızlığını tamamladıktan sonra Medresetü’l Felahiye’de ilköğrenimini tamamladı. Ardından, başta ilk hocası olan babası olmak Mekke’deki birçok âlimden ders okudu. Seyyid Muhammed bin Alevî el-Mâlikî, bir keresinde talebelerine ilim öğrenme konusunda nasihatler verirken, kendi hocalarının disiplin ve terbiye metotlarını şu şekilde anlatmıştır:

“Muhammed bin Alevî, hiçbir ders halkasına hocalarının emri olmadan oturup dinlememiştir. Üstadlarım, hangi dersi almamı istiyorlarsa, onun programını hazırlarlar ve o sıraya göre ders almamı emrederlerdi. Ders alacağım hocamı ve ders konusunu titizlikle seçerlerdi.”

Kendisi hocalarına karşı bu şekilde hürmetli ve bağlı bir talebe iken, hocaları da onu bir nakış gibi işlemişler, Allah’ın bahşettiği güzel ahlak ve üstün zekâsını sadece faydalı ilimlerle teçhiz etmeyi amaçlamışlardı. Seyyid Muhammed bin Alevî Mâlikî, hocalarından 7 kıraat, 4 mezheb fıkhı, tefsir ve hadis konularında çok sayıda icazetler almıştır. Nihayet henüz 15 yaşındayken hocalarının rehberliğinde Mekke’de Hadis ve Fıkıh alanlarında talebe okutmaya başlamıştır.

Mekke’deki eğitimini Ümmü’l Kura Üniversitesini bitirinceye kadar devam etmiş, ardından Mısır’a gitmiş ve orada da birçok âlimden ders almıştır. Bir yandan Mısır âlimlerinden istifade ederken, bir yandan da, o zamana kadar hadis bölümünden doktora alan en genç öğrenci olarak el-Ezher Üniversitesi’nde doktorasını tamamlamıştır.

Mısır’dan sonra ilim yolunda başka İslam ülkelerine de seyahate çıkmıştır. Tunus, Libya, Fas, Cezayir, Moritanya, Suriye, Irak’a gitmiş, daha sonra Pakistan ve Hindistan’a geçmiştir. Bu ülkelerdeki âlimleri, tasavvufi şahsiyetleri ziyaret etmiş onlardan akaid, hadis, tefsir, fıkıh ve tasavvufta çok sayıda icazetler almıştır. Bu seyahatleri vesilesiyle, hadis ilminde esas uzmanlık alanı olan müselsel hadis alanında da ciddi araştırmalar yapma imkânı olmuş ve neredeyse dünyadaki tüm hadis âlimlerinde bulunan müselsel hadisleri bir araya getirmeyi başarmış ve bu alanda İslam âleminde neredeyse otorite haline gelmiştir. Hadis alanındaki uzmanlığı o dereceye varmıştır ki, Kütübü Tis’a’yı, müelliflerinden günümüze kadar kıraat ve ezber yoluyla icazet alarak toplama şerefine nail olmuştur. Nitekim Suriyeli ünlü hadis âlimi merhum Abdulfettah Ebu Ğudde kendisinden icazet alırken, onun peygamberimize ulaşan en kısa silsileye sahip olduğunu, onun, dünya üzerinde paha biçilmez bir mücevher gibi değerli bir âlim olduğunu ve ondan icazet alma şerefine nail ettiği için Rabbine şükrettiğini söylemiştir.

Seyyid Muhammed Maliki Hazretleri babasının üzerine tekrar Mekke’ye dönerek Ümmü’l Kura Üniversitesi Hadis Kürsüsü Başkanı olmuş ve Harem-i Şerifte dersler vermeye başlamıştır. Bu esnada “Mefahim Yecibü Entusahhah ” (Düzeltilmesi Gereken Kavramlar) adlı eserini telif etmiştir. Bu eser, 18 dile tercüme edilmiş ve İslam âleminde büyük yankılar uyandırmıştır. Bu eserin de etkileri nedeniyle bütün görevlerini bırakarak Endonezya’ya gitmek durumunda kalmıştır. Orada bulunduğu süre içerisinde birçok talebeler yetiştirmiş ve öğrettiği menhec üzere eğitim yapan yetmişten fazla okul, medrese, Kur’an kursu ve bir üniversite açmıştır. Allah Teâlâ çalışmalarına öyle bir bereket vermiştir ki kısa süre içerisinde uzak doğudaki talebelerinin sayısı yüz binleri aşmıştır.

Uzak doğu seyahatlerinden sonra yeniden Mekke-i Mükerreme’ye dönmüş ve Rusayfah semtinde özel medresesini kurarak vefatına kadar bu medresesinde İslam âleminin çeşitli ülkelerinden gelen talebeler yetiştirmiştir. Mekke’deki ilmi çalışmaları sırasında yine pek çok ülkeye ziyaretler yapmış, Kanada’dan, Endonezya’ya, Türkî Cumhuriyetlere, Bangladeş Pakistan, Kenya, Türkiye ve Yemen’e kadar birçok ülkeye gitmiş oralarda talebeleri, müridleri ve sevenleri ile birlikte olmuş, bu ülkelerde okullar ve medreseler açmıştır.